Nörolojik süreçlerdeki aksaklıklar neticesinde ortaya çıkan ve tıp dünyasında "prosopagnozi" olarak adlandırılan yüz körlüğü, toplum genelinde her 50 kişiden birini farklı derecelerde etkiliyor. Klinik incelemeler, söz konusu tablonun göz yapısındaki bir bozukluktan ya da genel bir bellek kaybından kaynaklanmadığını; doğrudan beynin yüz tanıma ve işleme alanındaki farklılıklardan ileri geldiğini gösteriyor.
Prosopagnozi yaşayan bireyler, eş, çocuk veya anne gibi en yakınlarının yüz hatlarını ayırt etmekte ciddi güçlük çekiyor. Vakaların ileri aşamalarında ise bireylerin aynadaki kendi görüntülerini dahi tanıyamadıkları kaydediliyor. Kişiler bu algısal engeli aşmak adına ses tonu, kıyafet seçimi, saç modeli, aksesuar veya yürüyüş tarzı gibi alternatif ipuçlarına başvursa da bu yöntemler sosyal ve iş yaşamındaki yanlış anlaşılmaları engellemekte yetersiz kalabiliyor.
Doğuştan genetik yatkınlıkla ortaya çıkabildiği gibi sonradan geçirilen kfa travmaları, felç veya çeşitli nörolojik rahatsızlıklar neticesinde de gelişebilen prosopagnozi hakkında toplumdaki farkındalık düzeyi oldukça sınırlı. Uzmanlar, çok sayıda kişinin bu durumla yaşamasına rağmen yaşadığı güçlüğün nörolojik kaynağının farkında olmadığını ve konuya ilişkin bilgilendirmenin kritik önem taşıdığını belirtiyor.




